italyanca Sözler

10 Ağustos

2012

La lingua non ha ossa ma fa ronpere il dosso
Anlamı-Dilin kemiği yoktur.

A chi dai il dito si prende anche il braccio
Anlamı-Elini veren kolunu kaptırır

Uno sciocco e il suo denaro son presto separati
Anlamı-Aptalla parasının yolları çabuk ayrılır.

Can che abbaia non morde
Anlamı-Havlayan köpek ısırmaz

Amore è cieco
Anlamı-Aşkın gözü kördür.

Meglio tardi che mai
Anlamı-Geç olsun güç olmasın

L’uccello mattiniero si becca il verme
Anlamı-Erken kalkan kuş, kurtçuğu yakalar.

Oggi a te, domani a me
Anlamı-Bugün sana olan yarın bana olur

Che sarà, sarà
Anlamı-Olacak, olacaktır.

Tutte le strade portano a Roma
Anlamı-Bütün yollar Roma’ya çıkar

I frutti proibiti sono i più dolci
Anlamı-Yasak en tatlı meyvedir.

Chi tardi arriva male alloggia
Anlamı-Sona kalan dona kalır

Ride bene chi ride l’ultimo
Anlamı-Son gülen, iyi güler.

Dare a Cesare quel che è di Cesare
Anlamı-Sezar’ın hakkı Sezar’a

il denaro è fratello del denaro
Anlamı-Para parayı çeker.

il tempo è denaro
Anlamı-Vakit, nakittir.

Occhio per occhio, dente per dente
Anlamı-Göze göz dişe diş.

Confidenza toglie riverenza
Anlamı-Samimiyet saygısızlığı besler.

Di buona volantà sta pieno l’inferno
Anlamı-Cehennemin yolları iyiniyet taşlarıyla döşenmiştir.

Dagli amici mi guardi Dio, che dai nemici mi guardo io
Anlamı-Beni dostlarımdan Tanrı’m korusun, düşmanlarımdan ben kendimi korurum.

La storia si ripete
Anlamı-Tarih tekerrürden ibarettir.

Sfortuna al gioco ,fortune in amore
Anlamı-Kumarda kaybeden aşkta kazanır

L’appetito vien mangiando
Anlamı-İştah yedikçe açılır.

Mangiare per vivere e non vivere per mangiare
Anlamı-Yaşamak için ye, yemek için yaşama.

Finché c’è vita c’è speranza
Anlamı-Yaşam olduğu sürece ümit vardır.

Il tempo è un gran medico
Anlamı-Zaman, büyük bir ilaçtır.

Al bisogno si conosce l’amico
Anlamı-İhtiyaç duyulan arkadaş gerçek arkadaştır.

Niuno è savio d’ogni tempo
Anlamı-Herkes,her an olgun olamaz

Quattrino risparmiato, due volte guadagnato
Anlamı-Biriktirilen bir kuruş, kazanılan bir kuruştur.

L’unione fa la forza
Anlamı-Birlikten kuvvet doğar

Roma non fu fatta in un giorno
Anlamı-Roma bir günde kurulmadı.

Meglio tardi che mai
Anlamı-Geç olması hiç olmamasından iyidir.

Chi non risica non rosica
Anlamı-Riske girmeyen, birşey koparamaz.

Donna danno, sposa spesa, moglie maglio
Anlamı-Erkek saltanatını sürer, yöneten ise kadındır.

Moglie e buoi dei paesi tuoi villagio
Anlamı-Evleneceğin kadını ve ineğini kendi köyünden seç !

Lontani dagli occhi, lontani dal cuore
Anlamı-Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.

La carità comincia a casa propia
Anlamı-Merhamet/Yardımseverlik evde başlar.

Meglio sola che male accompagnata
Anlamı-Kötü bir ortaklıktansa yalnız olmak iyidir.

Vivi e lascia vivere
Anlamı-Yaşa ve yaşat.

La storia si ripete. Türkçe anlamı: Tarih tekerrürden ibarettir….

Fai la tua vita ! La tua vita. Türkce anlamı: Hayatını yaşa, kendi hayatıni…..

Molti di quelli che vivono meritano la morte e molti di quelli che muoiono meritano la vita. Türkçe anlamı: Yasayanların çoğu ölümü hak ediyorlar ve ölenlerin çogu yasamayı hak ediyorlar…

Fai la tua vita! La tua vita. Türkçe anlamı: Hayatını yasa kendi hayatını!

l’amo se niente piu’ mi da’ mi manca da spezzare il fiato. Türkçe anlamı: onu artık bana bir şey vermese de seviorum, nefesim kesilcek kadar ozluyorum….

Sono parole che mangiano l’anima alibi stupidi bruciano come sale. Türkçe anlamı: Ruhumu yiyen kelimeler tuz gibi beni kavuran aptal mazeretler….

Yorumlar

Yorum Yapın !